Back to Top

Beşiktaş Tribününden insan manzaraları

2 sene önce Kemal tarafından yazılmıştır.-1.687 views Okunma

TRİBÜNÜMDEN İNSAN MANZARALARI

Özellikle son dönemlerde tibünlerimizde enteresan arkadaşlarımız varolmaya başlamıştır. Gözucuyla bakalım….

Resimciler
Maça gelmek resim çekmektir. Daha evden çıkmadan kahvaltı sofrasıyla başlanır. Arabaya binerken, inerken, minibüse binerken, inerken, stada girerken falan filan… Bu tip arkadaşların tarihe kayıt düşmek gibi karşı konulmaz bir arzuları vardı. Sanki 10 000 yıl sonra bu resimlerle tarihin gizli gerçekleri açığa çıkacak. Evladım, bu resimler 100 000 yıl sonra bulunsa bile kim lan bu mal diyecekler, bilgin olsun.

Selficiler
En leziz kategorilerden biri. Kişisel olarak tarihi bir sorumluluğu üstüne almış edayla bir maç için en azın 350 selfi. Emin olun hepsini yayınlamak elinde olsa hayatta durmaz. Kız arkadaşlarımız burada biraz daha çoğunlukta sanki. Haberli, habersiz, atarlı, atarsız tutarlı tutarsız habire selfi çekerler. Hayır yani çektiğin bir selfide ne bileyim bir futbolcu girsin kareye kenardan köşeden. On yıl sonra bakınca (ki sonradan bakılan bir selfi fotoğrafına denk gelmedim ben) aa ulan mario değil mi bu diyelim. Kızları geçtim, erkekler bile artık dudak bükmeye başladı. Napiyosunuz olm. Bir de habersiz selfiler var. Hawkinge sorduk, beni karıştırmayın dedi. O derece saçma yani. Liverpoolu elerken selfi çeken insan gördü bu gözler.

Şekilciler
Bunlar büyük abilerdir, ağır delikanlılardır, Beşiktaşı en çok sevenler, onun için en büyük kahrı çekenlerdir. Onların Beşiktaş sevgisini anlasanız, çıldırırsınız, onlar sevdi mi olay olur, kızdı mı deprem olur, onlar öyle bir severler öyle bir severler ki sevgiden pek çok maça gelemezler. Ama çok severler. En şekilli lafları paylaşırlar, en atarlı cümleleri kurarlar. Ama imla kuralları onlar için teferruattır, manasız bir detaydır. Kırk yılda bir maça gelir, anlata anlata bitiremedikleri pankartlarında da hatalı cümle kurarlar. Bu ne lan desen, şekli boşver, içerik önemli derler. Bakarsın abinin özünde içerik yok, sen de haklısın der geçersin. Bulaşmaya değmez, yılda anca bir maça gelirler. Ancak öyle tipler vardır ki sanırsın Çarşı onların arka cebinden çıkmış. Bütün tribün onları takip ediyor.Yahu etsin etmesin değil. Yalnız küçük bir sorun var. Bunun için bu şekilcilerin maça gelmesi gerekiyor.

Maç Seçiciler
Alır eline fikstürü. Öncelikle kışın oynanacak maçların üstünü çizer. Sonra olimpiyat maçlarının. Sonra küçük Anadalu takımları (ne demekse artık). Zaten geriye kalır üç beş maç. Onlardan da bir kısmı ya doğumgününe denk gelir, ya da manitayla buluşacağı güne. En nihayetinde senede iki maça gider. O da bütün şartlar olgunlaşmışsa. Mesela hava güzel, manita şehir dışında, maç da başakşehir stadında. Ama takımın iddiası yok. Maçtan sonra disko, otelde kumar var derken takım yine yemiş bir şampiyonluğu. Abi, maça gitmez. Sorana da niye gitcem ki ya sanki şampiyon olacaklar der. Ama unutur facebook ta defalarca sevinmek için sevmedik yazdığını.

Derbi Mantarları
Bu abiler derbilerden önce ve sonra türerler. Bütün sene susarlar. Hatta nabız yoklaması bile gerektirir. Sanırsın ki abi konferans finallerini bekliyor. Yani öyle ilgisiz futbolla. Ne zaman misal Fenerbahçe derbisi yaklaşır, başlar şöyle sokacaz, böyle sokacaz, yatıracaz, kaldıracaz bilmemne, bir dünya pislik. Derbi oynanır, eğer Beşiktaş kaybederse, yazılan tüm yazılar silinir ve tekrar konferans finallerine dönülür. Yok allah muhafaza Beşiktaş kazanırsa (ne diyorum ben ya) vay ki vay…. O sokmalar, yatırmalar, kaldırmalar binle çarpılır, günde en az 50 küfürlü paylaşım yapılmadan Beşiktaşlılığın hakkının verilmediği düşünülür. Bırak rakip taraftarları bir süre sonra kendi takımdaşlarını bile bıktırır. Fenalık getirir, mide bulandırır. Zira bunlar için Liverpoolu bile elemek önemli değildir. Zira karşısında küfür edebilecği bir İngiliz yoktur. Ama bırak Fenerbahçeyi, Trabzonu bile yensin Beşiktaş, şehrin eşiğinden girer beşiğinden çıkar.

Gönül Adamları
Her sene dişinden tırnağından arttırıp kombine alır. Her maça gider. Stad ayırdetmez. Parası yettiği ve zamanı olduğu sürece gidebildiği bütün deplasmanlara gider.
Transfer döneminde yalan haberlere itibar etmez. Transfer bitip de takım kesinleşti mi oturur analiz eder. Aslında pek de analiz etmez bile sanki sanırım. Zaten bütün maçlara gideceğim. Kim oynarsa onu desteklerim der. Güne beşiktaşla uyanır, günü Beşiktaşla kapatır. Evet hayata tutunur, kaçırmaz ancak her köşesine siyah beyaz sevdayı yerleştirir. Onu tanıyanlar sevdasından bilirler. Liverpoolu elerken selfi çektiği bir anı hayal etmek bile midesini bulandırır. O anın dünyada (evlat hariç) neye değişilebileceğini düşünür. Bulamaz.
Bazen dandik bir pozisyona kızıp da futbolcusuna küfreder. Sonra da pişman olur, olum üstünde forma var onun, kendine gel der kendi kendine. Derbiler onu çok heyecanlandırır doğrudur. Ancak unutamadığı maçlar başkadır. Misal, İnönüdeki türkiye kupası ilk tur maçladından Mersin İdman Yurdu maçını, Üsküdar Özsahrayıcedid maçını, kirpiklerinin donduğu Yozgat maçını unutamaz. Şekil yapmaz, şekilcileri sevmez. Beşiktaş sevdasını anlatmaya çalışmak, bununla prim yapmaya çalışmak karakterinin özelliklerinden biri değildir. Ara sıra eline kalem alır, gönlünü döker. Sever bu hallerini. Sever beşiktaşı. Onunla nefes alır, onunla yaşar.
Ve hiçbir zaman unutmaz, o Beşiktaşın sadece varlığıyla mesut olan aptal aşıklardandır.
Ve bununla gurur duyar.

Saygılarımla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kemal Kim ki?
Merhaba. Ben Kemal! 05.01.1983 yılında Mersin’in Anamur ilçesinde dünyaya geldim. Aslen Manisa’lıyız ve şu an hala Manisa’da ikamet ediyorum. Yaklaşık olarak 17 yıllık bir internet kullanıcısıyım.

Son Eklenen Yazılar

Kemal.net © 2015 | Yazar Google + Kemal Özkan
Site içerisindeki içerikler izinsiz kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.
kalp
WP-Backgrounds Lite by InoPlugs Web Design and Juwelier Schönmann 1010 Wien