Sabah uyanır uyanmaz eliniz telefona mı gidiyor? Tuvalette, asansörde, kırmızı ışıkta... Boş kalan her saniyemizi bir ekranla doldurma hastalığına yakalandık. Cal Newport'un "Deep Work" kavramından yola çıkarak, hayatımda uygulamaya başladığım Dijital Minimalizm felsefesinden bahsetmek istiyorum.
Neden Buna İhtiyacımız Var?
İnsan beyni sürekli veri akışını işleyecek şekilde evrilmedi. Sürekli bildirim sesi duymak, sürekli "like" kovalamak, dopamin reseptörlerimizi bozuyor ve odaklanma yeteneğimizi köreltiyor. Kod yazarken veya motor üzerindeyken yaşadığım o "akış" (flow) halini, günlük hayatıma da yaymak istedim.
Uygulanabilir 3 Basit Kural
- Bildirimleri Kapatın: WhatsApp ve önemli aramalar hariç, Instagram, Twitter gibi uygulamaların bildirimlerini kapattım. Ben istediğimde giriyorum, onlar beni çağırdığında değil.
- Telefonsuz Alanlar: Yatak odası ve yemek masası "mavi ışıksız" bölgelerim.
- Üretim > Tüketim: Ekrana bakıyorsam, bir şey üretmek (kod, yazı, tasarım) için bakmalıyım. Sadece başkalarının hayatını izlemek için değil.
Dijital dünyadan tamamen kopmak imkansız, ama ipleri elimize almak mümkün. Teknolojiyi bizi kullanan bir efendi değil, bize hizmet eden bir köle olarak konumlandırmalıyız. Zihninizi sessize aldığınızda, aslında ne kadar gürültülü bir dünyada yaşadığınızı fark edeceksiniz.
